Breaking News

Arin Mirkan’ın anısına…

Amed Dicle
 ‘Bir grup direnişçi, bombardımandan dolayı harabeye dönmüş bir yapının enkazında mevzilenmişlerdi….Her saldırı başladığında vedalaşıyorlardı…Yaşamlarının son anlarıydı ve defalarca vedalaştılar. Yanlarında bulunan kokuşmuş suyu içiyorlardı. Ve bir daha su içemeyeceklermiş gibi her damlayı yudumluyorlardı. Tanklara karşı savaşacak, tankları durduracak silahları zaten yoktu.
Ama onlar, özgürlük, vatan ve insanlık savaşçılarıydı.
Mevzilerine yönelik yoğun bombardıman sonucunda tanklar üzerlerine geldi. Bulundukları siper yerle bir edildi ve tanklar bedenlerini yol yapıp geçti.
Fakat tankla yürüyen ordu yine de yenildi. Çünkü direnişçilerin yerleri boş kalmadı ve birkaç metre ötede pusuya yatmış başka direnişçiler vardı. Tankların önüne geçtiler ve kan emici Nazilerin ilerleyişini durdurdular.’
Vasili Grossman, Stanlingrad direnişini konu eden 904 sayfalık ‘Life anf Fate’ kitabınında Nazi faşizmine karşı emsalsız bir direniş sergileyen ve savaşın kaderini değiştiren bir grup direnişçinin son anlarını böyle anlatıyor.
Grossman gazeteci olarak o savaşı takip etti. Direnen insanların hikayesini yazdı ancak kitabı dönemin Sovyet yönetimi tarafından basılmadı. Ölümünden 30 yıl sonra, 1984’te basılan kitapta milyonlarca insan Stalingrad önlerinde nelerin yaşandığını yıllar sonra öğrenmiş oldu.
Bu tarihi direnişin üzerinden 80 yıl geçti.
Ve Stalingrad direnişi, Kobanê vesilesiyle bugün tekrar dünya gündeminde…
Kürt kenti Kobanê, bugünlerde Nazilerden bile daha kötü olan, sistemin kötü artıkları DAIŞ çeteleri tarafından kuşatılmış durumda. Tarihin bu iki büyük direnişi birçok açıdan farklılık arz etmekte. Ancak dayatılan kötülük ve buna karşı insanlık namına sergilenen dillere destan direniş, aynı değerler ve aynı ruha sahip.
Stalingrad’da Nazi tankları birçok direnişçinin bedeni üzerinden geçti. Dönemine göre her türlü silaha sahip olun kötüler ordusu, onur ve insanlık için savaşan direnişçileri öldürdü ama yenemedi.
Kobanê’nin çocukları bugün aynı tarihi yazıyor. Hayatlarından vazgeçerek, kendilerini feda ederek yapıyorlar bunu. İnsanlık tarihine yeni değerler katıyorlar…
Arin Mirkan, onlardan biriydi.
Afrin’ın Mirkan köyünde doğan Arin 22 yaşındaydı. Rojava’nın en batı kenti Afrin’de yurtsever bir Kürt ailesinin çocuğu olarak büyüdü. Ailesi, PKK hareketi öncülüğünde gelişen Kürt özgürlük mücadelesinde yer almış ve çocuklarını öyle eğitmişti. Çok genç yaşlarda aktif mücadeleye katıldı. Rojava devrimi başladığında Arin ve üç erkek kardeşi anne, baba ve arkadaşlarıyla vedalaşarak devrim saflarında yerlerini aldı.
Kardeşlerin her biri bugün Rojava devriminin farklı mevzilerinde savaşıyor.
Arin’i ise arkadaşları, ‘olağanüstü fedakar, güleç yüzlü, emekçi, öncü’ bir insan olarak anlatıyor.
YPJ, yani Rojava direnişinin kadın savunma ordusunun kuruluşundan beri içinde yer alan Arin Mirkan, Kobanê’nin Miştenür tepesinde takım komutanı olarak görev yapıyordu. DAIŞ çeteleri tepenin etrafını kuşattığında Arin ve arkadaşları ön mevzilerde savaşıyordu. Teknik ve silah üstünlüğü bulunan çeteler tepeyi ele geçirmek istediğinde Arin arkadaşlarına biraz geri çekilme talimatını verdi.
Arin Mirkan, Stalingrad direnişini okumuş olmalı ki, tankların gelip bedenlerini ezmesini beklemedi. İnsanlığın düşmanlarına doğru giderek bedenine döşediği bombaları patlattı. Kadının insanlık ve onur savaşındaki kararlılığını dosta-düşmana gösterdi. Kendini arkadaşlarına, davasına, vatanına ve insanlığa feda ederek ölümsüzleşti.
Arin Mirkan‘ın eyleminden sonra kadın yoldaşları bir bildiri yayınlayarak, ‘Direnen Kürt kadını daha son sözünü söylemedi’ dediler. Arin Mirkan, kadın-erkek Rojavalı, Kobaneli binlerce savaşçının ruhunu temsil ediyor.
15 Eylül’den itibaren başlayan barbar saldırılarda onlarca kadın-erkek savaşçı şehit oldu. 200 sivil insanın yaşadığı Kobanê’nin bir köyüne saldıran yüzlerce DAIŞ haydutuna karşı 15 savaşçı saatlerce savaşarak onları oyaladı. Siviller tahliye edildikten sonra 15’i de şehadete ulaştı.
Bir gün Vasili Grossman gibi biri Kobanê’nin de destanını yazacak ve Arin Mirkan gibi insanlık abideleri bin yıl sonra da anılacak.
Ve Kobanê kazanacak, zira orada yaşayan ve ebediyen yaşayacak olan binlerce Arin Mirkan var.
Önemli olan tarihin bu anında; bizlerin, Kobane dışında olup kalbi Kobanê’de kalanların bu kutsal insanlık mücadelesi için ne yaptığı ve ne yapacağıdır…

No comments