Breaking News

Şengal’deki üç kadının yürek yaralayan öyküsü



Fuat Kav
Şengal’de yaşanan katliamın korkunç yüzüyle daha tam karşılaşmadık. Gördüğümüz ve duyduklarımız katliamın sadece görünen ve medyaya yansıyan yüzü. Görmediğimiz ve hala bilmediğimiz o kadar korkuç olaylar var ki! Bunları anlatmak elbette ki zor ama bir boyutuyla da anlatılmalı ki, katliamı yapan zalimlerin gerçek yüzleri açığa çıkabilsin. Açığa çıksın ki Kürtler, Kürt gençleri, Kürt kadınları ne yapmaları gerektiğini bilebilsinler.
İşte Kürtlerin, Kürt kadın ve gençlerinin belleklerine kazımaları gereken bir olay.

Binlerce kadınla birlikte iki kız kardeşi de kaçırmışlardı zalimler. İki kızkardeşin komşusunu da alıp götürmüşlerdi onlarla birlikte. Katil sürüsü gibi girmişlerdi köye. Önlerine gelen her şeyi yakıp yıkmış, ne varsa talan etmişlerdi. Kadın ve çocukları tekme-tokat, dipçik ve sopa darbeleriyle alıp götürmüşlerdi.
Sağ yakaladıkları erkeklere zor ve şiddet yoluyla kelime-i şehadet getirmeleri için herkesi dizüstü sıraya koymuşlardı. Birkaç asırdır kabul etmediği ve büyük kırımlar pahasına da olsa inançlarından vazgeçmeyen Êzîdî Kürtlere, “Eşhedu enlâ ilâhe illallah ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve resuluhu” demelerini istiyorlardı. Bu anlaşılmaz kelimeleri tekrarlamayanlar hemen orada vahşice katlediyorlardı. Hiçbirisi kabul etmemişti. Dolayısıyla ele geçirdikleri tüm erkekleri hunharca öldürülmüşlerdi.
Günler sonra iki kızkardeşi ve komşusu olan genç kadını bırakmışlardı. Başına gelenleri anlatmak ve yaşadıkları korkunç olayların yayılmasını sağlatmak amacıyla bırakılan üç kadın, günler sonra Şengal dağında annelerini bulmuşlardı.
Bulmuşlardı ama büyük bir mahçubiyetle, büyük bir utangaçla, ezilmiş ve yıkılmış bir ruh haliyla sarılmışlardı annelerine. Ana anlamıştı kızlarının yaşadıkları felaketi. “Ne oldu, bir şey mi var?” demişti anne, büyük bir korkuyla. Korktuğu başına gelmişti! Her üç kadın da hıçkıra hıçkıra ağlayarak başlarına gelen korkunç felaketi anlatmışlardı.
Anne olduğu gibi yere çökmüştü. Önce korkunç bir çığlık atmış, sonra da sakin ve hüzünlü bir ses tonuyla; “erkeklerimizi öldürdüler, namusumuzu temizleyecek kimse yok, ben de bir anne olarak onu yapamam” demişti…
Her üç genç kadın ne yapmaları gerektiğini anlamıştı. Üçü de sessizce ayrılmış ve yönünü dağa vererek, hızla yürümeye başlamışlardı. Bir uçurumun kenarına varmışlardı her üç genç kadın. Birbirleriyle konuşmadan, ama ne yapmaları gerektiğini çok iyi bilerek elele tutuştular önce, sonra da sessizce birbirlerine baktılar ve uçuruma bıraktılar kendilerini.
Ferman veya Enfal, katliam ya da soykırım süreçlerinde en fazla vurulan, katledilen, kırımdan geçirilen kadınlar oluyor. Savaşın genel kuralı bu olsa da, Kürdistan’da yapılan fermanlarda bu kural çok daha gaddarca, çok daha vahşice, çok daha katmerlice yapılır. Çünkü Kürdistan’ı işgal eden güçlerin ideolojik yapısı bunu böyle emrediyor. Yani talan ve savaş ganimeti üzerinde kurulmuş bir ideolojik yapı sözkonusu. Bu ideolojik yapı “tüm yerleşik alanları yak, köyleri ve şehirleri harabeye çevir, mal ve mülkü talan et, erkeklerin başlarını bedenlerinden kopar, çocukları boğazla, kadınlara el koy ve tecavüz et” gerçekliği üzerinde inşa edilmiştir.
Çocukların öldürülmesi, erkeklerin başlarının gövdelerinden koparılması, kadınların kaçırılıp tecavüz edilmesi, sadece Şengal’de yapılan ve IŞİD tarafından gerçekleştirilen bir vahşet değildir. İran, Irak, Suriye ve Türkiye devleti her katliam ve soykırım sürecinde aynı uygulamaları yapmıştır. Kürtlerin kesik başlarıyla top oynama, kulaklarını kolye yapma, burunlarını kesme, gözlerini çıkartma, kasaturalarla bağırsaklarını deşme gibi vahşi uygulamalar günlük yaşamın bir parçası yapılmıştır. Şengal Katliamı bu vahşi uygulamaların en katı ve vahşiyane hali olmuştur.
Bu gerçeklik bilinmiyor değil; bilinen bir durumdur. Politize olmuş İslamın özü budur. Sorun bilmeme değil, sorun; bilinen bu gerçekliğe karşı Kürtlerin duruşudur. Her katliamdan sonra tedbir alınmamış, ortak bir irade yaratılamamış ve adeta kendi katillerine aşık olma durumu yaşanmıştır. Esas sorun budur. Ama bu sefer öyle olmadı/olmayacak. Katillerine aşık olan gafil ve hainler olsa da, Şengal Katliamı’nda büyük bir irade ve büyük bir duruş da ortaya çıkmıştır. Önemli olan bu direnişi ve duruşu büyütmektir.

No comments