Breaking News

Katliamdan kurtulan köylüler DAIŞ vahşetini anlattı

ŞENGAL– "Önce müslüman olmamızı istediler, kabul etmedik. Ardından Pazar gününe kadar zaman tanıdılar. Sonra dinlerine geçmedğimiz için diğer akrabalarımıza ulaşmak için köyden çıkmamızı istediler. Ama tüm köylüleri okulda topladılar; para, telefon, kadınlarımızın altınlarını, herkeste ne varsa aldılar bizden. Erkekleri grup grup arabalara bindirdiler ve köyün hemen dışında katlettiler. Kadın ve çocuklarımıza ne yaptıklarını bilmiyoruz…”
Katliamdan yaralı kurtulan ve Şengal dağlarına sığınan 3 köylü, DAIŞ çetelerinin Koço köyünde gerçekleştirdikleri vahşeti yukarıdaki sözlerle özetlediler.
Biri köyün doktoru 3 köylü, dün sabah erken saatlerde, yaralı halde Şengal dağlarına ulaşmayı başardı. HPG gerillaları tarafından karşılanan 3 yaralı köylü, yapılan ilk müdahalenin ardından tedavi edilmek üzere Rojava'ya gönderildi.
3 yaralı köylü yaşadıkları vahşeti ANHA'ya anlattı. Halen ahlaki ve insani ölçü tanımayan vahşetin etkisinde olan yaralı köylüler, herşeyi ifade eden o acı dolu bakışlarla yaşadıklarını anlattılar.
Yaralı köylülerin anlatımına göre, DAIŞ çeteleri bundan 12 gün önce girdikleri Koço köyündeki halkın tüm silahlarını topladılar. Kendilerinden zorla müslüman olmalarını isteyerek köylülere Pazar gününe kadar mühlet verdiler. Ancak Êzîdî Koço köylüleri bunu kabul etmediler. Çeteler bunun üzerine köylülere bir şey yapmayacağı vaadinde bulundular. Ancak kadın, çocuk, yaşlı demeden tüm köy halkını köy okulunda topladılar. Orada köylülerin üzerindeki para, telefon, altın ve hatta kadınların parmaklarındaki yüzüklere kadar ne varsa gaspettiler. Ardından tüm erkekleri gruplar halinde arabalara bindirdiler. Köyün dışına çıkararak hepsini katlettiler.
Bu toplu kıyımdan sadece 4 kişi, üstüsüte yığılan cesetlerin altında kalarak yaralı kurtulabildi. Katledilenlerin cesetleri, dozerle kazılan çukurlara atıldı. Yaralı köylülerin verdiği bilgilere göre Koço köyü katliamında 600 (altı yüz) erkek vahşice öldürüldü.
Çeteler önce erkekleri köyden çıkardıkları için yaralı kurtulanlar dahi kadın ve çocukların akıbetini bilmiyor. Kadınlar ve çocuklardan söz açılınca sözler boğazlarında düğümleniyor, konuşamıyorlar.
3 yaralı köylü yaşadıklarını şöyle anlattı:
Xelef Xwedêda:"DAIŞ köyümüze gireli 12 gün oldu. Önce bize zarar vermeyeceklerini söyleyerek 'gelin müslüman olun' dediler. Şeyhimiz ve muhtarımız Ehmed Casim da, 'biz Êzîdîyiz, müslüman olamayız' dedi. Bunun üzerine 'size Pazar gününe kadar zaman tanıyoruz' dediler. Pazar günü gelip geçti, tekrar çeteler geldi ve "şize bir şey yapmayacağız, hekes işinin başına gitsin. Sizi köyden çıkaracağız ve siz de gidin akrabalarınıza ulaşın" dediler. Önceki gün (15 ağustos günü) öğlen saatlerinde geldiler ve köyün etrafını sardılar. 10-12 araba vardı, hepsi Doçka (uçaksavar) yüklüydü"
'Her şeyimizi gaspettiler’
"Kadın, çocuk, yaşlı tüm kylüleri okulda topladılar. Burada para, altın ve kadınların parmaklarındaki yüzükler, telefon ve d,ğer herşeyimizi aldılar. Okulda birkez daha müslüman olmamızı istediler. Ama biz kabul etmedik. Bunun üzerine bizi köyden çıkaracakları bahanesiyle her 15 kişiyi bir araca bindirerek köyün dışına götürdüler. Orada hepimizi sıraya dizdiler ve sonra da üzerimize kurşun yağdırdılar."
"Benim de içinde bulunduğum sırayı taradıklarında bir köylü üzerime yığıldı. O esnada sırtıma ve ayağıma 2 kurşun isabet etti. Acıya rağmen hiç ses çıkarmadım. Çeteler yere yığılmış cenazelerin üzerinde gezerek hala canlı kalanlara kurşun sıkarak öldürüyordu. Yaklaşık bir saate kadar orada kaldıktan sonra gittiler. Gittiklerinden emin olduktan sonra kalkıp koşmaya çaılştım. Köye yakın çalıların arasında saklandım. Bir süre sonra çetelerin bir aracı tekrar cenazelerin yığıldığı yere döndü. Birkez daha ölülere kurşun yağdırdılar. Yarım saat sonra ise cenazelerin oraya bir dozer geldi ve bir çukur kazarak cenazeleri topluca içine attılar. Köyde yaklaşık 600 erkek vardı. Hepsini katlettiler."
"Hava kararıncaya kadar çalıların arasında saklandım. Daha sonra köyden çıkıp Şengal dağlarına çıktım. Kadın ve çocuklara ne yaptılar, bilmiyorum. Bizi onlardan önce okuldan çıkardılar. Belki de onları okulda katletmişlerdir. ”
'Kimsenin dışarı çıkmasına izin vermediler’
İlyas Salih Qasim (Koço köyünün doktoru):"DAIŞ çeteleri köyümüze ilk geldiğinde Ebu Hamza adlı emirleri(sorumluları) köydeki tüm silahların toplanmasını istedi. Bunun üzerine tüm silahlarımızı topladılar. Ertesi gün geldiklerinde ise, müslüman olmamızı istediler. Bize Pazar gününe kadar da mühlet verdiler. Aynı şeyi Hatimiyê köyüne de söylediler. Ancak Hatimiyê köylüleri hemen kaçarak kendilerini kurtardılar. Bunun üzerine hepsi bizim köye gelerek 3 ayrı yerde üs kurdular."
"Köyden hiçkimsenin çıkmasına izin vermediler. Amcamın oğlu ve aynı zamanda aşiret reisimiz olan Ahmet kalp hastasıydı ve doktora gitmesi gerekiyordu. Ama doktora götürmemize bile izin vermediler. Bir gün sonra gelip 'size dinden, diyanetten söz etmeyeceğiz. İşinizi yapın' dediler."
"Ama Cuma günü saat 11.00 dolaylarında BKC ve Doçka yüklü araçlarla köye geldiler. Tüm köy halkını; kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden herkesi okulda topladılar. Köyde 250 ev vardı. Okulda 500'den fazla insan tplamışlardı. Okulda herkesin üzerindeki para, telefon, altın ve kadınlarımızın parmaklarındaki yüzükleri bile aldılar. Ardından her 15 erkeği bir araca bindirerek götürdüler. Onların inançlarına katılmayacağımızı söylediğimiz ve onlar da bize diyantten bahsetmeyeceklerini söyledikleri için bizi köyden kovacaklarını, diğer akrabalarımıza ulaşmak için köyden çıkarıp salıvereceklerini sanıyorduk."
"Arabalara ilk bindirilen grubun içindeydim. Bizi köyün yaklaşık bir km güneyine, Abbas Qasim merdivenlerinin oraya götürdüler. Bir su havuzu vardı orada. Bu arada çetelerden biri cep telefonuyla fotoğraf çekiyordu. Sonra biranda üzerimize kurşun yağdırdılar. Biri kımıldıyorsa birkez daha tarıyorlardı. Ayağıma ve kafamın hemen dibine bir mermi değdi. Ama hiç kımıldamadım."               
'Arap köyü korkudan bizi kabul etmedi'
"On dakika sonra bir sessizlik oldu. Oradan gittiklerini düşünerek kalkıp var gücümle oradan kaçmaya başladım. Bir bostana varınca içine uzandım. 3 kişi daha ardımdan geldi. Ama belki bizi burada da bulurlar diyerek bize komşu arap köyü Biskê Cinubî'ye doğru gitmeye başladık. Akşam hav kararıncaya kadar orada kalmak istedik. Ama "evimizi yıkacaksınız" diyerek bize izin vermediler."
"Mecburen köyden ayrılıp bir yerde saklandık. Saat 15.00’an 19.00’a kadar orada kaldık. Sonra yola düştük ve Til Qeseb, Şengal ve Hemdan'dan geçtik. Hemêdan  yakınlarında çok yoğun mermi sıkılıyordu. Bir an için öleceğimizi sandım."
"Br gün sonra Şengal dağlarının Deriyê Mihrikan geçidine vardık. 4 kişi kurtulduk oradan; ama belki bizden başkaları da kurtulmuştur. "
"Til Qeseb köyü halkını da aynı şekilde katlettiler. Bu çetelerde hiçbir ahlak ve vicdan yoktur. Hemen yanımda 85 yaşında bir yaşlı insan vardı, onu da katlettiler."
'200-300 kadın ve çocuk vardı'
Xidir Hesen Ehmed adlı genç:"Hepimizi arabalara doldurup köyün dışına götürdüler. Orada üzerimize kurşun yağdırdılar. Cenazelerin altında kalan birkaç kişi kurtulabildi. Ben de öyle kurtuldum çünkü. Daha sonra kaçarak buraya (şengal Dağı) ulaşabildik. Okulda 200-300 dolayında kadın ve çocuk vardı!"
BOTAN GULAN

No comments