"Çocuklar DAIŞ’ın Antep Kamplarında Eğitiliyor!"
18 yaşından küçük olduğu için YPG’ye katılımı kabul edilmeyen, katılmakta ısrar edince YPG yetkilileri tarafından sorgulanan 17 yaşındaki C. M. çarpıcı itiraflarda bulundu.
16 yaşındayken DAIŞ tarafından Lübnan’da örgütlendirildikten sonra eğitim için Antep’e götürüldüğünü belirten 17 yaşındaki C. M, Antep'te iki ay eğitim gördükten sonra YPG içine sızmak üzere görevlendirilerek Ezaz kapısından Rojava’ya gönderildiğini söyledi.
Tuzaktaki çocuklar
Yaklaşık bir ay önce, 1997 yılında Afrin’in Şêrava nahiyesine bağlı Baiyê köyünde doğan C. M adındaki çocuk, YPG’ye katılmak için başvuruda bulundu. YPG komutanları yaptıkları uluslararası anlaşmalar gereği 18 yaşından küçük olanları saflarına alamayacaklarını söyleyerek kendisini geri gönderdi. Ancak C. M ısrarla katılmak istediğini söyleyince YPG komutanları C. M.'nin durumundan şüphelenir ve "bunda bir iş var" diyerek kendisini kabul edip gözetim altında tutar. Üzerinden birkaç gün geçmeden C. M. kuşkulu hareketlerinden dolayı tutuklanır. C. M. Henüz hiçbir soruşturmaya alınmadan DAIŞ tarafından örgütlendirilip YPG saflarına ajan olarak gönderildiğini itiraf eder.
C. M’nin Lübnan serüveni ve DAIŞ Tuzağı
C. M 2009 yılına kadar Rejimin okullarında okudu. Ailenin geçim sıkıntısı çekmesinden ötürü 12 yaşından itibaren Lübnan’daki akrabalarının yanına giderek çeşitli işlerde çalışmaya başlar. Lübnan’a gidip birkaç ay çalıştıktan sonra köydeki ailesinin yanına geri döner. Evde bir iki ay kaldıktan sonra yeniden gidip çalışmaya başlar.
Bu durumun 2013 yılına kadar böyle devam ettiğini söyleyen M.C. 2013 yılında henüz 16 yaşındayken tekrar Lübnan’a gitmek isterken Ebu Yamen ile Ali adında Azaz’lı iki kişiyle tanıştığını ve bu kişilerle birlikte çalışma adıyla Lübnan’a gittiklerini belirtti.
C. M. Adı geçen kişilerin kendisini örgütleme hikayesine şöyle anlattı:
“Bu iki kişiyle yaklaşık altı ay birlikte çalıştık. Bu süre içinde bana durmadan El Kaide ile DAIŞ’ın propagandasını yapıyorlardı. Yanlarına başkaları da gelip gidiyordu. Gelenler de onlar gibi durmadan propaganda yapıyordu. Gelenler arasında bazı sorumluların olduğu da belli oluyordu. Çünkü bazılarının karşısında put gibi duruyorlardı. Altı ayımız dolunca beni de istedikleri noktaya getirdiklerini düşündükleri için "istersek katılabiliriz" dediler bir gün. Ben de "tamam katılalım" dedim ve beraber katıldık. Ondan sonra bizi bekleyen daha başka yerler olduğunu bilmiyordum tabi.”
Çocuklar DAIŞ’ın Antep Kamplarında Eğitiliyor
Ebu Yamen ve Ali ile birlikte katılmaya karar verdikten sonraki gün, arada bir yanlarına gelen iki kişi, "artık burada kalamazsınız, hazır olun akşam başka bir yere geçeceksiniz" diyen C. M. Şöyle devam etti: “bir gün sonra akşamüzeri bir araba gelip bizi aldı. Aynı gece bizi Türkiye’ye geçirdiler. Türkiye’de Antep'e kadar bizi hiçbir yerde durdurmadılar. Antep’te bizi getirdikleri yer geniş bir arazinin içindeki üç katlı bir binaydı. Bir süre burada kalacağımızı söylediler.”
Antep’te götürüldükleri yerin bir kamp olduğunu çok geçmeden öğrendiğini söyleyen C. M, kampta bulunan diğer 25 kişinin çoğunun da kendisiyle yaşıt olduklarını belirtti.
Yaklaşık iki ay kadar bu kampta eğitildiklerini belirten C. M, ağırlıklı olarak dini, siyasi eğitim gördüklerini, bununla birlikte arada bir tabanca atışları biçiminde askeri eğitimler de gördüklerini söyledi.
“Eğitmenler Türkçe Konuşuyordu”
C. M, Kampta kaldıkları iki ay boyunca hiç dışarıya çıkarılmadıklarını ancak bazı geceler yürüyüş adı altında kampın çevresindeki tarlalarda gezdirildiklerini söyledi. Kamp sorumlularından eğitmenlerine kadar herkesin Türkçeyi iyi derecede bildiklerini söyleyen C. M ancak bu kişilerin Arapça da bildiklerini belirtti. Kamp için dışarıdan ihtiyaçlarını karşılayanların tamamen Türk olduklarını söyleyen C. M, “ Kamptaki eğitmenlerin sayısı fazla değildi. Dört ile beş kişi arasındaydı. Ancak bunların dışında da farklı zamanlarda ders vermek için gelip gidenler oluyordu. Ders verenlerin hepsi Arapça biliyordu. Ama bildikleri Arapçadan Arap olmadıklarını anlıyorduk. Çünkü çok kötü bir Arapça ile konuşuyorlardı. Anlamamız gereken şeyler hakkında konuştuklarında Türkçe konuşuyorlardı. Kamp ihtiyaçlarımız için bir pikapla yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarımızı Antep’ten alıp geliyordu. Genelde geliş ve gidiş saatleri ya akşamüzeri yada sabah erken saatlerinde oluyordu” diye konuştu.
Eğitimden Sonra Güven Sınavı
C. M iki aylık eğitimden sonra onlar için artık görev zamanın geldiği ancak göreve çıkabilmeleri için küçük bir sınavdan geçmeleri gerektiği iletildiğini belirtti. Kampta kendisinden başka iki Kürt çocuğun daha olduğu söyleyen C. M bu iki çocukla birlikte bir gece eğitmenleri gelerek şimdi gidip güven sınavından geçeceğiz diyerek onları kamptan alarak Antep’in içine gittiklerini belirtti. Antep’in içine girdiklerinde o iki çocuğu bir eğitmenle bir yerde indirdikten sonra bir eğitmenle birlikte yollarına devam ettiğini söyleyen C. M, “ bir süre Antep’in hangi semti olduğunu bilmediğim bir mahallesine girdik. Mahallede bir dükkanın önünde durdurdu arabayı. Arabadan inerek dükkancıya arka tarafta bulunan bazı şeyleri almak istediğini söyledi. Dükkancının arkası bize dönünce bir tabanca çıkarak bana verdi hadi bakalım kendini ispatlamak için ateşle diyerek elime verdi. Tabancayı aldığım gibi ateşledim. Ama içinde mermi yoktu. Aldığım gibi ateşlediğimi gören eğitmenimiz dükkancı daha bize dönmeden hadi gidelim diyerek arabaya bindik. Geri kampımıza döndük.”
Güven Sınavından sonra görevlendirildi
Bu olaydan sonra artık kendisine güvenebileceklerini, onun için kendisini görevlendirebileceklerini söylediklerini belirten C. M görev olarak da önüne Azaz kapısından girerek Afrin’de YPG’ye katılmasını istediklerini söyledi. Kendisine bu konuşma yapıldıktan iki gün sonra yanına eğitmenlerinden birinin gelerek hazırlan gideceksin denildiğini söyleyen C. M şunları anlattı, “ Beni denedikten sonra kampa döndük. Bir gün sonra iki tane eğitmenimiz beni çağırdı. Bana seni göndereceğiz. Azaz'dan içeri gireceksin. Oradan girdikten sonra Afrin’e gidip YPG’ye katılacaksın. Çok çalışıp gözlerine gireceksin. Bir süre geçtikten sonra özel birliklerine girmek istediğini söyleyeceksin. Orada bekleyeceksin biz sana ulaşıp ne yapman gerekeni söyleyeceğiz dediler. Bu konuşmadan bir gün sonra daha önce hiç görmediğim biri beni çağırarak hadi gel gidelim dedi. Akşam üzeriydi. Arabaya doğru gittiğimizde birinin daha arabada olduğunu gördüm. Bizi Kilise kapısına kadar getirdi. Ama kapının girişinde durdu. Arabadan indi bizimde inmemizi istedi. Arabadan indikten sonra bize parmağıyla işaret ettiği yerden gidip kaçak girmeye çalışacaksınız, askerler yakalamaz korkmayın dedi. Yakalasalar ben buradayım sizi bıraktırırım dedi. Öbür tarafa geçtikten sonra bizimkiler sizi yakalayabilir. O zaman kim olduğunuzu ve ne için geldiğinizi söylersiniz dedi. Gösterdiği yerden vurup geçtik. Zaten tel örgütleri geçer geçmez bizi yakaladılar. Yakalayanlar Cephet El Nusra üyesi olduklarını söylediler. Kim olduğumuzu ve nereye gideceğimizi, ne için geldiğimizi sordular. Antep’teki eğitim kampından geldiğimizi söyledik ama yine de bizi bırakmadılar. Alıp Azaz’da bir yere götürdüler. İki gün sonra bizi bıraktılar hadi işinize gidip dediler. Oradan geldim önce ailemin yanına gittim. İki gün sonra da bana verdikleri görevi yerine getirmek için YPG’ye katılmak için Ş. Rıfat kampına gittim. Katılmak istediğimi söyledim. Yaşımı sordular 17 olduğunu söyledim. Yaşamın tutmadığını onun için kabul etmeyeceklerini söylediler. Ama verilen görevi yerine getirmek için ısrar ettim. Israr edince benden şüphelendiler. Gel bakalım niye bu kadar ısrar ediyorsun dediklerinde her şeyi olduğu gibi anlattım.”
Seyit EVRAN
No comments