Breaking News

Şengal'de küçük bir grup HPG'linin tarihi direnişi...

İnsanlık düşmanı çetelerin saldırısını öngörmüşlerdi. Yetkililer tedbir almayı reddettiği için kısa bir süre önce alana gizlice sızarak, silahsız çalışma yürüttüler. Ancak aralarından üçü tutuklandı. IŞİD vahşeti başladığında, sadece 5-6 kişiydiler. Bir gecede 70'i aşkın köy işgal edilmişti. Bu vahşet karşısında yüzbinlerin sığındığı Şengal Dağı'nın stratejik noktalarında pozisyon alan HPG'li birim, sert direniş göstererek tarihin akışını değiştirdi. Bu direniş, daha büyük katliamların önüne geçerken, çetelerin ilerleyişini de durdurarak yeni bir dönemin kapısını araladı. Alanda Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ)'nin kuruluşuna ön ayak olan bu gerilla timi, nasıl ve neden Şengal'e gittiklerini, tanık oldukları vahşeti ve gösterdikleri direnişi anlattı.
YBŞ’nin ilanı ile birliğin komutanı olan gerillalardan Dilşêr Herekol, çetelerin saldırısından kısa süre önce bir grup gerilla arkadaşı ile birlikte Şengal bölgesine geçtiklerini söyledi. Dilşêr Herekol 72 defa katliama uğramasına rağmen Êzîdîlerin kadim Mezopotamya toprağı üzerinde her zaman direnerek kültürlerini yaşattıklarını dile getirdi.
Dilşêr Herekol , ‘’Êzîdîler kültürlerine çok bağlı bir halk , bu nedenle  her dönemde katliamlara maruz kaldılar.Kürt halk önderi Abdullah Öcalan, her fırsatta Kürt özgürlük hareketi ve kamuoyunu uyararak  Êzîdîlerin yaşadığı bölgelerde öz savunma hattı oluşturulmasını istedi’’ diye konuştu.
Herekol, Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın bu perspektifleri üzerine Şengal bölgesinde öz savunma ve direniş örgütlenmesi  sağlamak amacıyla Şengal’e hareket ettiklerini kaydetti.
'SİLAHSIZ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMA YÜRÜTTÜK, DÖRT ARKADAŞIMIZ TUTUKLANDI'
Dilşê Herekol, bölgeye ulaştıklarında kontrolün KDP güçlerinin elinde olduğuna ve resmi bir şekilde çalışma yürütmelerine izin verilmediğine dikkat çekerek, bu yüzden çalışmalarını gizlilik içerisinde yürütmek zorunda kaldıklarını aktardı.
Herekol, şöyle devam etti: ‘’Gelişimizden bir hafta sonra KDP güçleri üç arkadaşımız ve yurtsever bir Êzîdî’yi tutukladı ve şu ana kadar da bu arkadaşlarımız hakkında herhangi bir bilgi alabilmiş değiliz.Çetelerin saldırdığı güne kadar da silahlarımızı saklayarak bölgede sivil olarak çalışma yürüttük. KDP ile aramızda  bir kriz yaşanmaması için böyle bir yaklaşım içerisinde olduk.’’
'KÖYLÜLER 2-3 SAAT DİREBİLDİ, BİR GECEDE 72-73 KÖY ÇETELERİNE ELİNE GEÇTİ'
Dilşer Herekol , çete saldırılarının başlangıcını ve yaşanan gelişmeleri  şu sözlerle ifade etti: "Çeteler  başlangıçta Girzerik ve Sîba Şêx Xidir köylerine saldırdı. Saldırı 3 Ağustos gecesi saat 02.00’ de gerçekleşti. Halk zaten geceleri köylerinde nöbet tutuyordu. Köylüler 2-3 saat boyunca her iki köyde çetelere karşı savaştı. Ancak binlerce peşmergenin  onca  ağır silahlarına rağmen alandan çekildiğini görünce halk da savaşmayı bırakarak Şengal Dağı'na çekilmeye başladı. Bunun üzerine bir günde 72-73 Şengal köyü IŞİD çetelerinin eline geçti. Bu anlamda bu ferman diğer tüm fermanlardan daha farklı ve ağır oldu.’’
'FERMANI BİZ DE YAŞADIK'
Êzîdîlere  uygulanan fermana tanık olduklarını belirten Herekol, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok sayıda kişi yalın ayak ya da terlikleri ile kaçtı, yanlarına yaşam için gerekli ihtiyaç malzemesi ve yemek  alamadı. Halk az da olsa su ve yiyecek bulunabilen Şengal dağı eteklerine ulaşana kadar çok sayıda kişi açlık ve susuzluktan yaşamını yitirdi."
'SIRTIMIZI DAĞLARA VEREREK DİRENDİK'
IŞİD çetelerinin Şengal’e girmesi ile birlikte  halkın Şengal dağına sığındığını anlatan Herekol, bunun üzerine sırtlarını Şengal Dağı'na vererek dağa doğru geçiş yollarını çetelere kapattıklarını ifade etti.
Herekol,  devamını şöyle anlattı: "Şengal ilçesinden kuzey dağlarına, Sinûnê ve Dugirê’ye doğru  giden yol peşmergler bölgeyi terk ettikten sonra boş kaldı. Arkadaşlarımız bu yolu tutarak IŞİD çetelerinin Şengal Dağı'na ulaşmasını engelledi. 4 Ağustos’ta üç kere  buraya saldırarak Şengal Dağı'na geçmeye çalışan çetelere arkadaşlarımız geçit vermedi. Yani biz Şengal Dağı'nı bırakmadık. Şengal Dağı uzun bir silsile oluşturuyor. Köylülere göre 80 kilometrelik bir uzunluğa sahip. Hem boydan boya Şengal Dağı'nı tuttuk hem de Sinunê’den gelerek Kersê boğazından geçen yol ile birlikte Şengal ilçesinden  Şengal eteklerine uzanan ve oradan da Sinunê’ye ulaşan yolu kapattık. Şengal dağını savunduğumuzu gören halk  bundan moral kazandı.  Sayımız çok azı ve bir süre sonra bazı Êzîdî gençleri de bizimle birlikte direnişe dahil oldu.’’
'DİRENİŞLE BİRLİKTE HALK BİRAZ SOLUK ALDI'
YBŞ’yi bu direniş içerisinde oluşturduklarını söyleyen Herekol, HPG ve YPG güçlerinin gelmesi ile birlikte Şengal dağında ki yurttaşların tümden korunduğunu  ifade etti.  Herekol, halkın savunma güçlerine inandığını ve 8 Ağustos itibariyle HPG, YPG ve YBŞ güçlerince açılan insanı koridordan Rojava’ya geçmeye başladığını dile getirdi. Herekol, yaşam için öncelikli malzemelerin de Şengal Dağı'na ulaştırıldığını ve halkın rahat bir nefes aldığını sözlerine ekledi. Komutan Herekol, "Şu anda ortak bir komutanlık olarak Şengal Dağı'nda Êzîdi Kürtleri savunma çalışmalarımız devam ediyor" dedi.
RONİ VE ARKADAŞI, ŞENGAL DAĞINI IŞİD'E KARŞI SAVUNDU'
Şengal’e geçen ilk HPG grubunda yer alan gerillalardan biri olan Ronî Dirbêsa, IŞİD çetelerinin Şengal’e girdiği gün halk ile birlikte Şengal Dağı'na doğru yola çıkmış. Şengal Dağı'na giden geçidin başına, alandan çekilen KDP peşmergelerinden geriye kalan 23.5’luk bir doçka yerleştiren Dirbêsa, dört arkadaşı ile birlikte IŞİD çetelerine karşı amansız bir direniş sergilemiş. Roni ve dört arkadaşı, bir gün boyunca tam dört defa saldıran IŞİD çetelerinin Şengal dağına geçmelerine izin vermeyerek yüzbinlerce Êzîdî Kürdün katledilmesinin önüne geçtiklerini söylüyor.
Ronî Dirbêsa, 3 Ağustos günü yaşananları şöyle ifade etti: ‘’Fermanın olduğu gün bir araçla ,birlikte direnebileceğim birkaç genci yanıma almak için bir köye gittim. Peşmergeler engel çıkardı ve halkın silahlarına el koydu. Bende arkadaşların yanına döndüm.Binlerce peşmergenin ağır silahları ile kaçtığını görünce durumun ne kadar ciddi olduğunu anladık. Şengal dağında peşmergelerden biraz ağır silah elde ederek direnmek için üç arkadaşla birlikte hızla  yola çıktık. Yolda aracımız bozuldu. Aracı burada bırakarak halk ile birlikte Şengal ve  kuzey dağlarına giden yolun başındaki  geçide geldik. Dağda direnmemiz gerektiğini biliyorduk, çünkü Sinun yolu da IŞİD çetelerinin elindeydi.
Yol boyunca birkaç defa peşmergelerden ağır silahlarını istedik ve onlara Şengal dağında birlikte direnelim dedik ancak peşmergeler ardına bakmadan kaçtı. Beş arkadaşımız daha buradaydı. Köylüler telefon açarak orada bir dokça bulunduğunu ve kullanmayı bilmediklerini söyledi. Doğrusu ben de 23.5 doçka kullanmayı bilmiyordum. Ancak beş arkadaş gidip doçkayı aldık ve Şengal’den gelen yola hakim olan bir dönemecin başına yerleştirdik."
'PKK BAYRAĞI VE ÖNDER APO POSTERLERİNİ GÖREN ÇETELER DAĞILDI'
Doçkayı yerleştirmelerinden bir saat sonra IŞİD çetelerinin geldiğini aktaran Dirbêsa,  "Biraz daha geç kalsaydık   Şengal Dağı'nın en stratejik noktası çetelerin eline geçecekti" dedi.
Dirbêsa, çetelerin araçlarının kendilerine yakın bir noktaya geldiğini belirterek,  çetelerin PKK bayrağı ve Öcalan posterleri ile dokçayı görünce dağıldığını kaydetti. Çeteleri bu noktada vurduklarını da ifade eden Dirbêsa, çetelerin bir arcını imha ettiklerini, daha sonraki 3-4 saldırı girişimlerini de  kırdıklarını ve çetelerin geri çekildiğini söyledi.
'SU VE YEMEK OLMADAN 4-5 GÜN DİRENDİK'
Çetelerin Şengal dağına girmeleri durumunda Êzidilerin savunmasız kalacağını ve istedikleri gibi katliam yapabileceklerini bildiklerini aktaran Dirbêsa, devamında şöyle konuştu: "Biz de Şengal dağını stratejik noktalarını tutarak Êzidi halkımızı korumamız gerektiğini biliyorduk. Susuz ve yemeksi bir şekilde 4-5 gün direndik ve halkımızı koruduk."
'HALKA UMUT VERDİK, ONLAR DA DİRENİŞE KATILDI'
Şengal Dağı'na sığınan halkın umudunu yitirdiği, artık kimsesiz ve korunmasız olduklarını düşünmeye başladıkları bir an da HPG ve YPG güçlerinin geldiğini hatırlatan Dirbêsa, halkın bundan sonra rahat bir nefes aldığını söyledi.
Dirbêsa , yolculuk sırasında halkın yaşadığı zorlukları şöyle anlattı: "Bir çok kadın ve çocuk yolda kaldı. Susuzluk ve açlıktan çoğu yaşamını yitirdi. Önder Apo posteri ve PKK bayrağı astığımız aracımızla halkın içerisine giderek PKK geldi, sizi koruyacak dedik. Amacımız halkın direncini arttırmaktı. Çilmera tarafında bir saldırı oldu. Saldırıyı püskürttüğümüzü ve çetelerin bir aracını imha ettiğimizi gören halk cesaretlendi. Bazı gençler de gelerek bizimle birlikte savunmaya katıldı.  Üç gün sonra arkadaşlarımız Şengal dağına ulaşınca halk biraz rahatladı.’’
'HALKIN SUSUZLUKTAN ÖLMESİ İÇİN ÇEŞMELERE SALDIRDILAR'
Şengal bölgesindeki Keçelan aşiretinin çetelere yardım ettiğini kaydeden Roni Dirbêsa , IŞİD çetelerinin bu sayede Şengal dağının tüm stratejik noktalarına saldırdığını ifade etti. Dirbêsa, "IŞİD tüm çeşmelere saldırıyordu. Bizde çeteler çeşmeleri imha etmesin diye pusu atıyorduk ve korumaya çalışıyorduk. Halkı da direnişe katıyorduk ve iki gün boyunca 50 çete halk tarafında öldürüldü" diye konuştu.
'GÜVENLİK KORİDORU YÜZBİNLERİN YAŞAMINI KURTARDI'
İnsani güvenlik koridoruna dikkat çeken Roni Dirbêsa, şunları söyledi: "HPG,YPG ve YBŞ tarafından  bu koridor açılmasaydı  katliamın bilançosu çok daha ağır olacaktı. Yüzbinlerce insan burada toplanmış ve Şengal dağının zor koşullarında çete saldırıları altında hayatta kalmaya çalışıyordu. Koridor açıldı ve insanlar Rojava’ya geçmeye başladı yine bu koridordan insani yardımlar Şengal dağına ulaşmaya başladı. Bu koridor olmasaydı özellikle de çocuklar yaşamını yitirecekti. Koridoru açan arkadaşlar büyük bir fedailik örneği gösterdiler. Halk PKK’nin bu gerçeğini gördü.’’

No comments