YPG’ye katılan tiyatrocu Aziz ve Adıyaman’ın mektubu
Geçtiğimiz günlerde TiyatRoj kurucularından Eren Aziz ve Bünyamin Adıyaman, IŞİD çetelerinin Rojava’da artan saldırılarına karşı YPG saflarına katıldı. Tiyatrocular, katılım gerekçelerini geride bıraktıkları mektupla dile getirdi. Kürtlere karşı saldırılara dikkat çeken tiyatrocular, “Yüreğimiz ve ruhumuzda ağır basan insan olmaktır ve özgürlüktür” dedi.
Rojava’nın Kobane kantonuna yönelik IŞİD çetelerinin saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde Kürdistan’ın dört parçasından her meslekten insanlar YPG saflarına katıldı. TiyatRoj kurucularından Eren Aziz ve Bünyamin Adıyaman’da 9 Ağustos günü sınırı geçerek YPG saflarına katıldı. 12 Ağustos günü YPG saflarına katıldıkları öğrenilen Aziz ve Adıyaman, YPG saflarına katılma gerekçelerini bir mektup ile dile getirdi.
ANF’ye ulaşan mektubu olduğu gibi yayınlıyoruz:
"Başta Kürdistan olmak üzere Türkiye ve tüm dünya halklarına;
Adı konmamış bir 3. Dünya savaşının orta yerinde her türlü özgürlük arayışına ve farklılıklara karşı vahşice ve pervasızca bir saldırı yürütülmektedir. Rojava’da, Şengal’de ve Filistin de yaşanan katliamların yegane sorumlusu kapitalist modernitenin ta kendisidir. Her gün her dakika her an kuşatan, denetleyen, disipline etmeye çalışan, kendisini dayatan, tekleştiren, ulusçu, cinsiyetçi, türcü homofobik anlayışı sürdüren başta T.C ve diğer bütün kapitalist devletler olmak üzere; şirketler, sermayedarlar biliniz ki Ortadoğu da özgürlük için bir meşale yakıldı. Bu meşale cinsiyet özgürlükçü ekolojik demokratik bir anlayışın meşalesidir. Bizler doğasından başlayıp ruhlarına kadar talan edilmiş, betonlaştırılmış, bencilleştirilmiş ve aynı anda kutsanan ve pazarlanabilir bir birey anlayışını yıkacak ışığı görüyoruz.
Yanı başımızda bir devrim yaşanıyor. Bir yandan da uluslararası karanlık güçler kapitalist modernitenin gözü dönmüş taşeronları tarafından ölüm şiddet ve korku eksenli yürütülen bir savaşla özgürlük meşalesini söndürmeye çalışıyorlar. Bu kumpası görüyoruz. Kadınlar ortaçağdan kalma pazarlar da satılırken, tecavüze uğrarken, çocuklar susuzluktan ölürken açlıkla katliamla sınanan halklarımızın yanında yer almak tarihsel sorumluluğumuzdur. Biz terazinin bir kefesine kapitalizmin konforlu yaşam vaatlerini ev, araba, çok para, alışveriş, süper-hiper-mega marketlerini AVM’lerini ve buna karşı; açlığı, işçi ölümlerini, trans cinayetlerini, kadın cinayetlerini, totaliter rejimin tekçi zihniyetini, tüm kurum ve kuruluşlarıyla toplum düşmanı olan devletini koyuyoruz, diğer kefesine de özgürlük ve yeniden insanlığın inşasını koyuyoruz. Yüreğimiz ve ruhumuzda ağır basan insan olmaktır ve özgürlüktür.
Bizler tiyatRoj olarak üç yıl önce başladığımız devrimci sanat mücadelesini bütün sınırları ihlal etmek olarak gördüğümüzden, tam da insanların, insanlığını kaybettiği devrim umutlarını yitirdiği bir yüzyılda, onu tekrar bulacağı yere Mezopotomya topraklarına sınırları yıkarak, devrimci sanat mücadelemizi Ankara da bırakıp daha büyük bir mücadelenin parçası olmaya, YPG saflarına gidiyoruz. Başta Kürdistan olmak üzere tüm halkları mücadelenin parçası olmaya ve diğer tüm devrimci dostlarımızı enternasyonal mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz…"
ANF
No comments